Kategoriler
Haberler
Anasayfa
Yıllar geçip, ülkeler küreselleştikçe, ülkelerin transfer fiyatlandırmasına (TF) verdikleri önem
artmaktadır. Bu gelişmenin birkaç basit sebebi var: Bunlardan birincisi, dünya dış ticaret hacmindeki
kaçınılmaz olan büyük artıştır. Deniz ve havayolu taşımacılığındaki büyük atılımlar artık mal
taşımacılığının maliyetini çok ekonomik düzeylere indirmiştir. Bu gelişme, ülkelerin uzman olmadıkları
malları dışarıdan ithal etmeyi daha mümkün ve ucuz kılmaktadır. Mal ticareti arttıkça, bu malların
fiyatlarının içinde barınan karın yani matrahın hangi ülkeye yuva kuracağı da önem kazanmaktadır.
TF’yi önemli kılan ikinci gelişme, uluslararası şirketlerin her geçen gün yerel şirketleri satın alıp,
fiyatlamayı da merkezi olarak belirlemeye başlamasıdır. Şirketlerin birleşme ve satın almalarla, her
geçen gün bir başka ülkenin karar mekanizmasının emrine girmesi, karın nerede yuvalanacağının da
o karar merciinin emrine girmesine imkan vermektedir. TF uygulamasını önemli kılan üçüncü önemli
gelişme ise, royaltiler de dahil maddi, gayrimaddi ve insani üretim faktörlerinin dolaşım hızındaki
artıştır. Düşünün ki, Alman bir şirket, Türkiye’ye sattığı bir tıbbi aletin tamirini de Almanya’dan
gönderdiği bir mühendisle, kendisine gelen çağrıdan sonraki 24 saat içinde yapabilir hale gelmiştir.
Bu gelişme karşısında, Türkiye, kendi mühendisine iş bulamayacağı için vergisini ve SGK primini de
en azından bazı sektörler için alamaz hale geleceği gibi, kurumlar vergisi matrahının da bir kısmının
dışarıya gitmesine göz yummak zorunda kalacaktır.
 
Esasında, bütün bunların hepsi, refahımızı yükseltmektedir. Bu bakımdan bu küreselleşmenin yanında
ve bir parçası olmak kaçınılmazdır. Fakat, hükümetler, bu gelişmelere karşı, TF politikalarıyla, bir
ülkeye ait olması gereken gelirin bu ülkede kalmasını ve o gelirin bir parçası olan karı da kendi
ülkelerinde vergilemeyi amaçlamaktadırlar. Bu yapılmadığı takdirde, gelir ve kurumlar vergisi
matrahlarının erozyona uğramasını önlemek mümkün olamayacaktır.
 
Diğer taraftan, çağdaş TF kurallarını uygulamamak ne kadar yanlış ise, yanlış uygulanan veya çağdaş
olmayan TF uygulamaları ve kontrolleri de o kadar tehlikeli ve yanlıştır. Yanlış uygulanan ve adil
olmayan TF uygulamaları, bu kez de Türkiye’ye gelip istihdam ve kar yaratan uluslararası işletmeleri
de caydırıcı ve bıktırıcı etkilere sahip olabilir. Bunların tümü vizyon sahibi vergiciler ve araştırmacılar
için önemli araştırma konuları sunmaktadır. Türkiye, ekonominin günlük döviz kurlarını bilmek;
vergiciliğin KDV oranlarını haber yapmak ve mukteza takip etmek olduğu sanısından kurtulmak
zorundadır.
 
Türkiye, 1 Ocak 2007’den itibaren OECD’nin TF üzerinde geliştirdiği ilkeleri kabul ederek çağdaş bir TF
mevzuatına kavuşmuştur. Ancak, o tarihten bu tarafa, Türkiye’nin TF uygulamalarının istenen etkin
duruma geldiğinden bahsetmek çok zordur. Bu hususta gereken farkındalığın yaratılmış olduğundan
bahsedilemez. Bu web sitesi, bu farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır.